Blog • Psikoterapi

Psikodinamik Terapi Nedir?

Belirtilerin ötesine geçerek duyguları, ilişkileri, geçmiş deneyimleri ve tekrar eden örüntüleri anlamaya odaklanan psikoterapi yaklaşımı.

Psikodinamik terapi, kişinin düşüncelerini, duygularını, ilişkilerini ve geçmiş deneyimlerini anlamaya odaklanan bir psikoterapi yaklaşımıdır. Temel amacı yalnızca yaşanan belirtileri azaltmak değil, bu belirtilerin ve tekrarlayan davranışların altında yatan ruhsal süreçleri anlamaktır.

Psikodinamik yaklaşıma göre bugün hissettiğimiz, düşündüğümüz ve davrandığımız birçok şey yalnızca içinde bulunduğumuz anla ilişkili değildir. Geçmiş deneyimlerimiz, özellikle erken dönem ilişkilerimiz, zaman içinde kendimiz ve başkaları hakkında geliştirdiğimiz beklentileri etkileyebilir. Bu etkilerin bir kısmının farkındayken, bir kısmı bilinçdışı düzeyde varlığını sürdürebilir.

Bu nedenle terapide yalnızca “Şu anda ne yaşıyorum?” sorusuna değil, “Bunu neden böyle yaşıyorum?” sorusuna da yer verilir.

Örneğin kişi ilişkilerinde sürekli terk edilmekten korktuğunu, kendisini eleştiren insanlara yöneldiğini ya da yakınlık arttığında ilişkiden uzaklaşma ihtiyacı hissettiğini fark edebilir. Psikodinamik terapide bu tekrar eden örüntüler incelenir. Amaç, geçmişte oluşmuş ilişki biçimlerinin bugünkü ilişkilerde nasıl yeniden ortaya çıktığını ve kişinin bunları nasıl deneyimlediğini anlamaktır.

Terapinin önemli bir bölümü, kişinin farkında olmadığı ya da fark etmekte zorlandığı duygu ve düşünceleri tanıyabilmesine yardımcı olmaktır. İnsan bazen öfkesinin altında kırgınlık, kaygısının altında reddedilme korkusu ya da sürekli başkalarını memnun etme ihtiyacının altında kabul edilmeme endişesi taşıyabilir. Bu bağlantıları görmek, kişinin kendi iç dünyasını daha iyi anlamasını sağlayabilir.

Psikodinamik terapide savunma mekanizmaları da ele alınır. Savunmalar, kişinin zorlayıcı duygu ve düşüncelerle başa çıkmasına yardımcı olan ruhsal süreçlerdir. İnkâr etmek, duygudan uzaklaşmak, aşırı rasyonelleştirmek ya da bazı duyguları başka kişilere atfetmek bunlara örnek olabilir. Savunmaların varlığı başlı başına bir sorun değildir; ancak kişinin yaşamını ve ilişkilerini kısıtlayan hale geldiklerinde terapide anlaşılması önemli olabilir.

Geçmiş deneyimler terapide önemli bir yere sahip olsa da psikodinamik terapi yalnızca çocukluktan konuşmak değildir. Geçmiş, bugünü anlamaya yardımcı olduğu ölçüde ele alınır. Kişinin bugün kurduğu ilişkiler, yaşadığı çatışmalar, kendisine nasıl davrandığı ve tekrar eden yaşam örüntüleri terapinin merkezindedir.

Bu süreçte danışan ile terapist arasında kurulan ilişki de önemlidir. Kişinin diğer ilişkilerinde yaşadığı bazı duyguların, beklentilerin ve ilişki biçimlerinin terapi ilişkisinde de ortaya çıkmasına aktarım (transference) denir. Örneğin kişi eleştirileceğini, reddedileceğini ya da anlaşılmayacağını terapistinden de bekleyebilir. Bu deneyimlerin güvenli bir terapi ilişkisi içinde fark edilmesi, kişinin ilişkisel örüntülerini anlaması için önemli bir alan sağlayabilir.

Psikodinamik terapide kullanılan yöntemlerden biri de serbest çağrışımdır. Danışanın aklına gelen düşünceleri, duyguları, anıları ve çağrışımları mümkün olduğunca özgür biçimde ifade etmesi teşvik edilir. Rüyalar, tekrar eden düşünceler, kaçınılan konular ve terapi sırasında ortaya çıkan duygular da kişinin iç dünyasını anlamak için ele alınabilir.

Psikodinamik terapinin amacı terapistin danışana kim olduğunu veya ne yapması gerektiğini söylemesi değildir. Amaç, kişinin kendi düşüncelerini, duygularını ve ilişki örüntülerini daha iyi tanıyabilmesi; neden belirli durumlarda benzer tepkiler verdiğini anlayabilmesi ve daha önce otomatik olarak tekrarlanan bazı davranışlar karşısında farklı seçenekler geliştirebilmesidir.

Bu nedenle psikodinamik terapide içgörü önemli bir kavramdır. Ancak içgörü yalnızca bir davranışın nedenini entelektüel olarak bilmek anlamına gelmez. Terapide aynı duyguların ve ilişki biçimlerinin tekrar tekrar ele alınması, kişinin bunları yalnızca anlamasına değil, zaman içinde farklı biçimlerde deneyimleyebilmesine de yardımcı olabilir.

Psikodinamik terapi depresyon, kaygı bozuklukları, travmayla ilişkili sorunlar, yeme bozuklukları ve kişilikle ilişkili güçlükler dahil olmak üzere farklı klinik durumlarda kullanılabilir. Ancak her kişi ve her sorun için tek bir terapi yaklaşımının en uygun olduğunu söylemek mümkün değildir. Bazı durumlarda başka psikoterapi yaklaşımları, ilaç tedavisi veya bunların birlikte kullanılması daha uygun olabilir.

Terapi süreci zaman zaman zorlayıcı da olabilir. Uzun süredir kaçınılan bir duyguyla karşılaşmak, geçmişte yaşanan bir deneyimi yeniden düşünmek veya kişinin kendisi hakkında alışık olduğu açıklamaları sorgulamak rahatsızlık yaratabilir. Bu nedenle danışan ile terapist arasında güvenli ve profesyonel bir ilişkinin kurulması psikodinamik terapinin önemli parçalarından biridir.

Sonuç olarak psikodinamik terapi, yalnızca “Nasıl daha iyi hissedebilirim?” sorusuyla değil, “Neden böyle hissediyorum, neden aynı örüntüler tekrar ediyor ve bunları nasıl farklı yaşayabilirim?” sorularıyla da ilgilenir.

Kişinin geçmişini değiştirmek mümkün değildir. Ancak geçmişin bugün üzerindeki etkilerini anlamak, kişinin kendisiyle ve başkalarıyla kurduğu ilişkide yeni yollar geliştirmesini mümkün kılabilir.

İlk adım

Psikolojik danışmanlık süreciyle ilgili, şimdi iletişime geçebilirsiniz.