Blog • Yeme Bozuklukları

Yeme Bozuklukları: “Ben Ne Yiyorum?”

Yeme davranışının kontrol, duygular, kendilik değeri, beden algısı ve kültürle ilişkisi üzerine.

Yemek yemek, insanın en temel ihtiyaçlarından biridir. Ancak insanın yemekle ilişkisi yalnızca fiziksel açlık ve tokluk üzerinden şekillenmez. Beslenme, yaşamın ilk dönemlerinden itibaren bakım görmek, sakinleşmek, yakınlık kurmak ve ihtiyaçların karşılanmasıyla ilişkilidir. İlerleyen yıllarda ise aile, kültür, beden algısı, sosyal çevre ve kişinin kendisiyle kurduğu ilişki yeme davranışına farklı anlamlar yükleyebilir.

Bu nedenle yeme bozukluklarında yalnızca kişinin ne kadar veya ne sıklıkla yediğine bakmak yeterli değildir. Yeme davranışının kişi için ne anlama geldiği de önemlidir. Bazı kişilerde yemek ve beden; kontrol, kaygı, kendilik değeri, utanç ya da zorlayıcı duygularla baş etme biçimiyle ilişkili hale gelebilir.

Yeme bozuklukları farklı klinik tabloları içerir. Anoreksiya nervozada enerji alımının kısıtlanması, kilo alma korkusu ve beden ağırlığı ya da biçiminin değerlendirilmesindeki bozulmalar ön plandayken; bulimiya nervozada tekrarlayan tıkınırcasına yeme dönemleri ve bunları telafi etmeye yönelik davranışlar görülür. Tıkınırcasına yeme bozukluğunda ise kontrol kaybı hissinin eşlik ettiği tekrarlayan yeme dönemleri vardır ancak bulimiyada görülen düzenli telafi edici davranışlar bulunmaz. Her birinin ortaya çıkışında biyolojik, psikolojik ve sosyal birçok etken rol oynar.

Psikolojik açıdan bakıldığında yeme davranışının bazen kontrol duygusuyla ilişkili olduğu görülür. İnsan hayatındaki birçok şeyi kontrol edemez: başkalarının davranışlarını, ilişkilerin nasıl ilerleyeceğini, gelecekte ne olacağını ya da karşılaştığı belirsizlikleri. Buna karşılık ne yiyeceği, ne kadar yiyeceği veya bedenini nasıl şekillendireceği kontrol edilebilir bir alan gibi görünebilir.

Bu durumda yemek yalnızca beslenme aracı olmaktan çıkar ve kişinin kontrol duygusunu sürdürmesinin yollarından biri haline gelebilir. Özellikle kısıtlayıcı yeme davranışlarında ne kadar az yediği ya da hangi yiyeceklerden uzak durabildiği kişinin irade ve başarı algısıyla birleşebilir. Böylece yemekle ilgili kararlar giderek kişinin kendisini nasıl değerlendirdiğinin bir parçası olabilir.

“Bugün iyi beslendim” ile “Bugün iyiydim” arasındaki sınır bulanıklaşabilir.

Yiyeceklerin “iyi”, “kötü”, “temiz”, “zararlı” ya da “yasak” olarak katı biçimde sınıflandırılması da bu ilişkinin bir parçası olabilir. Kişi belirlediği kurallara uyduğunda kendisini başarılı hissederken, bu kuralların dışına çıktığında suçluluk veya utanç yaşayabilir. Böylece aslında beslenmeye ait olan bir davranış, kişinin kendi değerini ölçtüğü bir alana dönüşebilir.

Benzer bir durum beden algısında da görülebilir. Beden artık yalnızca kişinin içinde yaşadığı fiziksel varlığı değil, kendisini nasıl değerlendirdiğinin önemli bir göstergesini temsil edebilir. Kilo, beden biçimi veya aynadaki görüntü; yeterlilik, çekicilik, kabul görme ve hatta başarı gibi çok daha geniş anlamlar kazanabilir.

Yeme davranışının başka bir işlevi de duyguların düzenlenmesi olabilir. Kaygı, yalnızlık, öfke, sıkıntı ya da üzüntü gibi duygular bazı kişilerde yeme davranışını tetikleyebilir. Yemek kısa süreli bir rahatlama sağlayabilir ve kişinin zorlayıcı duygulardan uzaklaşmasına yardımcı olabilir. Ancak özellikle kontrol kaybının eşlik ettiği durumlarda bu rahatlamayı suçluluk, utanç veya yeniden kısıtlama isteği takip edebilir. Böylece kısıtlama, yeme ve suçluluk birbirini sürdüren bir döngü oluşturabilir.

Yeme bozukluklarını yalnızca bireyin iç dünyası üzerinden değerlendirmek de yeterli değildir. Yaşadığımız kültür, bedenle ve yemekle kurduğumuz ilişkiyi sürekli olarak etkiler. Özellikle sosyal medya, idealize edilmiş bedenlerin ve yaşam biçimlerinin çok daha görünür hale gelmesini sağlamıştır. İnsanlar artık yalnızca çevrelerindeki kişilerle değil, her gün karşılarına çıkan yüzlerce seçilmiş ve düzenlenmiş görüntüyle kendilerini karşılaştırabilmektedir.

Aynı zamanda “sağlıklı yaşam” söylemi de bazı durumlarda katı kurallarla birleşebilir. Ne yediğimiz, ne kadar spor yaptığımız, kaç kalori aldığımız veya ne kadar protein tükettiğimiz yalnızca sağlıkla ilgili tercihler olmaktan çıkıp kişinin disiplinini ve kendisine verdiği değeri gösteren ölçütlere dönüşebilir. Sağlıklı beslenmek ile yemek konusunda giderek daha katı ve kaygılı hale gelmek arasındaki sınır her zaman kolay fark edilmeyebilir.

Bu nedenle yeme bozukluklarını anlamaya çalışırken “Neden böyle yiyor?” sorusunun yanında başka sorulara da ihtiyaç vardır. Yemek bu kişi için ne ifade ediyor? Bedeniyle ilişkisi nasıl? Kendisini değerlendirirken bedenine ne kadar önem veriyor? Yemek, hangi duyguların düzenlenmesinde rol oynuyor? Kontrolün kaybedilmesi onun için ne anlama geliyor?

Burada önemli olan, bütün yeme bozukluklarının arkasında aynı psikolojik çatışmanın bulunduğunu düşünmemektir. Yeme bozuklukları biyolojik yatkınlıklar, psikolojik süreçler, aile ve çevre, kültürel etkiler ve toplumsal beden ideallerinin farklı biçimlerde etkileştiği ciddi klinik tablolardır. Aynı tanıyı alan iki kişinin yemekle ve bedeniyle ilişkisi birbirinden oldukça farklı olabilir.

Bu nedenle iyileşme de yalnızca “daha fazla yemek”, “daha az yemek” veya belirli bir kiloya ulaşmakla sınırlı değildir. Tıbbi ve beslenmeyle ilgili iyileşmenin yanında kişinin yemek, beden ve kendilik değeri arasındaki ilişkiyi yeniden kurabilmesi de önemlidir.

Belki de “Ben ne yiyorum?” sorusu bu nedenle yalnızca tabağımızdaki yiyeceği sormaz. Yemekle birlikte taşıdığımız anlamları da sorgular.

Yemeğin yeniden yalnızca yemek olabildiği bir ilişki ise iyileşmenin önemli parçalarından biri olabilir.

Yeme bozuklukları; anoreksiya nervoza, bulimiya nervoza, tıkınırcasına yeme bozukluğu ve diğer beslenme ve yeme bozukluklarını kapsayan, biyolojik, psikolojik ve sosyal etkenlerin rol oynadığı ciddi ruhsal bozukluklardır.

Kaynakça

  • American Psychiatric Association. (2022). Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders: DSM-5-TR.
  • Fairburn, C. G. (2008). Cognitive Behavior Therapy and Eating Disorders.
  • Treasure, J., Duarte, T. A., & Schmidt, U. (2020). Eating disorders. The Lancet, 395, 899–911.
  • American Psychiatric Association. (2023). The American Psychiatric Association Practice Guideline for the Treatment of Patients With Eating Disorders.

İlk adım

Psikolojik danışmanlık süreciyle ilgili, şimdi iletişime geçebilirsiniz.